Kayıtlar

MİLLET İSTERSE VEKİLİNİ GERİ ÇAĞIRMALI MI? (impiri/recall)

Resim
Demokrasi ile başlayan süreçlerde temsil hakkını elinde bulunduran aristokrat veya siyasi erkin de en somut denetlenebildiği bir yöntem var. Geri çağırma hakkı (impiri / recall), yani seçmenin vaatlerini yerine getirmeyen vekili görev süresi dolmadan sandık zoruyla görevden alabilmesi, doğrudan veya güçlü temsili savunan radikal demokrasi modellerinde tarihin farklı dönemlerinde ve günümüzde başarıyla uygulanmıştır. Bu hak, gücün tek bir liderde veya meclis elitinde toplanmasını engellemek, temsili doğrudan halkın elinde tutmak için geliştirilmiş en sert denetim mekanizmasıdır. Ancak günümüzde ülkemizdeki SİYASİ PARTİLER YASASININ ne yazık ki bu demokratik unsurların sağlıklı işlemesini daha ilk süreçte sekamete uğrattığını düşünürsek, bu demokratik hakkın ülkemizde uygulanabilmesi biraz hayal ürünü gibi gelebilir. Ancak; Aşağıda vereceğimiz örneklerde Tarihte ve günümüzde bazı ülkelerin somut uygulamalarını da göz ardı etmemeliyiz. Seçmen kitlesinin bu bilgileri edinmesi kendi hakkını...

MODERN ÇAĞIN İLHAM ALDIĞI ÜLKE; LİKYA BİRLİĞİ

Resim
​ Eşen Sularından Patara’ya: Dünyaya Demokrasiyi Öğreten Eğilmeyen Başların Ülkesi İnsanlık tarihi, egemenliğin ve mülkiyetin kimin elinde olacağı savaşlarıyla şekillenmiştir. Batı dünyası, özgürlük ve yönetim fikrinin miladını Atina olarak kabul eder. Oysa Atina demokrasisi; kadınları, yabancıları ve nüfusun çoğunluğunu oluşturan köleleri dışlayan, sadece elit bir azınlığın söz sahibi olduğu ilkel bir modelden ibarettir. Gerçek anlamda temsili, adil ve anayasal demokrasinin beşiği; Prof. Dr. Fahri Işık’ın da arkeolojik ve tarihi delillerle dünyaya ispatladığı üzere, Anadolu’nun bağrından çıkan  Likya Birliği  ve onun görkemli başkenti  Patara ’dır [Uygarlık Anadolu'dan Doğdu]. MÖ 2. yüzyılda resmi bir anayasaya kavuşan Likya Birliği, 23 şehir devletinin bir araya gelmesiyle oluşan dünyanın ilk demokratik federasyonudur. Bu birliğin yönetim merkezini oluşturan Patara Meclis Binası (Bouleuterion), insanlık tarihinin en uygar siyasi dehasına ev sahipliği yapmıştır.  Pa...

AVRUPA GENÇLİĞİ GECE YARISINA KADAR NEDEN MÜZE SIRASI BEKLER?

Resim
​ Avrupa Gençliği Gece Yarısına Kadar Neden Müze Sırası Bekler? Geçtiğimiz günlerde İtalya ve İspanya’daki kültür festivallerinden gelen bazı fotoğraflar sosyal medyada önüme düştü. Roma’da gece yarısına kadar düzenlenen bir "Gece Müzeciliği" etkinliğiydi. Saat gecenin ikisi, dışarıda hafif bir esinti var ve Kolezyum’un, Vatikan’ın önünde ucu bucağı görünmeyen devasa kuyruklar oluşmuş. En dikkat çekici detay neydi biliyor musunuz? O kuyrukların neredeyse tamamı gençlerden oluşuyordu. On sekiz yirmi beş yaş arası binlerce genç, cuma gecesini bir barda ya da kulüpte geçirmek yerine, ellerinde kahveleriyle müze kapısında saatlerce beklemeyi tercih etmişti. Aynı tablo İspanya’da da geçerliydi. Peki, Avrupa gençliği gece yarısına kadar neden müze sırası bekler? Bu ülkelerdeki gençlik bu yüksek kültürel olgunluğa ve estetik kaliteye nasıl ulaştı? Daha da önemlisi; bizde bir genç benzer bir kültürel etkinliğe yöneldiğinde neden hemen arkasından "Başımıza entel kesildin!" f...

MUHAFAZAKAR DEMOKRAT MI? SEKÜLERİZM Mİ?

Resim
​ MUHAFAZAKAR DEMOKRASİDEN, SEKÜLER TARAFA; Siyaset Sahnesinde Fikir Adamlarının Tasfiyesi Günümüz Türkiye’sinde hangi siyasi partinin programına, kongresine veya meydanlardaki söylemlerine bakarsanız bakın, geçmişin o köklü, felsefi ve toplumsal kalkınmayı hedefleyen doktrinlerinden eser kalmadığını görürsünüz. Siyaset sahnesi, topluma uzun vadeli bir gelecek ve büyük fikirler vadeden bir "vizyon yarışı" olmaktan çoktan çıktı; tamamen kamusal kaynakların yönetimi ve bölüşümü üzerine kurulu pratik bir ortaklığa dönüştü. Peki, bizi büyük fikir adamlarının ve stratejistlerin tasfiye edildiği bu doktrinsizleşme sürecine ne getirdi? Kavramların çelişkisi ve pragmatizm Siyaset tarihinde partiler, kendilerini var eden ideolojik kimliklerle anılırlar. Örneğin AK Parti, kuruluş yıllarında kendisini "Muhafazakar Demokrat" olarak tanımlamıştı. Ancak siyaset teorisi açısından bakıldığında, inanç eksenli ve esneyemez kırmızı çizgileri olan muhafazakarlık ile bireysel özgürlükle...

HERŞEY BU TOPRAKLARDA DOĞDU VE DÜNYAYA BU TOPRAKLARDAN YAYILDI-2

Resim
​ ANADOLU’NUN KUTSAL MİRASI: PAGAN TAPINAĞINDAN CAMİYE UZANAN BİNLERCE YILLIK SEYİR Coğrafya inançları, kültürleri ve imparatorlukları değiştirir ama bazı mekanların ruhunu asla değiştirmez. Anadolu topraklarında gezerken adım attığınız pek çok tarihi cami, aslında sadece birkaç yüzyıllık bir İslam eserinden ibaret değildir. O mekanların derinliklerine inildiğinde, altından önce bir Bizans kilisesi, onun da altından Roma veya Grek dünyasının çok tanrılı dönemine ait bir pagan tapınağı çıkar. Medeniyetler değişmiş, dinler başkalaşmış ama o mekanların "kutsallığı" binlerce yıl boyunca baki kalmıştır. Peki, inançlar bu denli kökten değişirken, aynı mekanların ibadethane olarak kalmasının sırrı nedir? Mekanın kutsallığı ve kesintisiz enerji noktaları Dinler tarihi ve kültürel antropoloji, insanoğlunun bazı coğrafi noktaları (su kaynakları, dağ zirveleri, mağaralar veya astronomik konumlar nedeniyle) binlerce yıldır "huşu ve enerji noktası" olarak kabul ettiğini gösterir...