Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AVRUPA GENÇLİĞİ GECE YARISINA KADAR NEDEN MÜZE SIRASI BEKLER?

Resim
​ Avrupa Gençliği Gece Yarısına Kadar Neden Müze Sırası Bekler? Geçtiğimiz günlerde İtalya ve İspanya’daki kültür festivallerinden gelen bazı fotoğraflar sosyal medyada önüme düştü. Roma’da gece yarısına kadar düzenlenen bir "Gece Müzeciliği" etkinliğiydi. Saat gecenin ikisi, dışarıda hafif bir esinti var ve Kolezyum’un, Vatikan’ın önünde ucu bucağı görünmeyen devasa kuyruklar oluşmuş. En dikkat çekici detay neydi biliyor musunuz? O kuyrukların neredeyse tamamı gençlerden oluşuyordu. On sekiz yirmi beş yaş arası binlerce genç, cuma gecesini bir barda ya da kulüpte geçirmek yerine, ellerinde kahveleriyle müze kapısında saatlerce beklemeyi tercih etmişti. Aynı tablo İspanya’da da geçerliydi. Peki, Avrupa gençliği gece yarısına kadar neden müze sırası bekler? Bu ülkelerdeki gençlik bu yüksek kültürel olgunluğa ve estetik kaliteye nasıl ulaştı? Daha da önemlisi; bizde bir genç benzer bir kültürel etkinliğe yöneldiğinde neden hemen arkasından "Başımıza entel kesildin!" f...

MUHAFAZAKAR DEMOKRAT MI? SEKÜLERİZM Mİ?

Resim
​ MUHAFAZAKAR DEMOKRASİDEN, SEKÜLER TARAFA; Siyaset Sahnesinde Fikir Adamlarının Tasfiyesi Günümüz Türkiye’sinde hangi siyasi partinin programına, kongresine veya meydanlardaki söylemlerine bakarsanız bakın, geçmişin o köklü, felsefi ve toplumsal kalkınmayı hedefleyen doktrinlerinden eser kalmadığını görürsünüz. Siyaset sahnesi, topluma uzun vadeli bir gelecek ve büyük fikirler vadeden bir "vizyon yarışı" olmaktan çoktan çıktı; tamamen kamusal kaynakların yönetimi ve bölüşümü üzerine kurulu pratik bir ortaklığa dönüştü. Peki, bizi büyük fikir adamlarının ve stratejistlerin tasfiye edildiği bu doktrinsizleşme sürecine ne getirdi? Kavramların çelişkisi ve pragmatizm Siyaset tarihinde partiler, kendilerini var eden ideolojik kimliklerle anılırlar. Örneğin AK Parti, kuruluş yıllarında kendisini "Muhafazakar Demokrat" olarak tanımlamıştı. Ancak siyaset teorisi açısından bakıldığında, inanç eksenli ve esneyemez kırmızı çizgileri olan muhafazakarlık ile bireysel özgürlükle...

HERŞEY BU TOPRAKLARDA DOĞDU VE DÜNYAYA BU TOPRAKLARDAN YAYILDI-2

Resim
​ ANADOLU’NUN KUTSAL MİRASI: PAGAN TAPINAĞINDAN CAMİYE UZANAN BİNLERCE YILLIK SEYİR Coğrafya inançları, kültürleri ve imparatorlukları değiştirir ama bazı mekanların ruhunu asla değiştirmez. Anadolu topraklarında gezerken adım attığınız pek çok tarihi cami, aslında sadece birkaç yüzyıllık bir İslam eserinden ibaret değildir. O mekanların derinliklerine inildiğinde, altından önce bir Bizans kilisesi, onun da altından Roma veya Grek dünyasının çok tanrılı dönemine ait bir pagan tapınağı çıkar. Medeniyetler değişmiş, dinler başkalaşmış ama o mekanların "kutsallığı" binlerce yıl boyunca baki kalmıştır. Peki, inançlar bu denli kökten değişirken, aynı mekanların ibadethane olarak kalmasının sırrı nedir? Mekanın kutsallığı ve kesintisiz enerji noktaları Dinler tarihi ve kültürel antropoloji, insanoğlunun bazı coğrafi noktaları (su kaynakları, dağ zirveleri, mağaralar veya astronomik konumlar nedeniyle) binlerce yıldır "huşu ve enerji noktası" olarak kabul ettiğini gösterir...

HERŞEY BU TOPRAKLARDA DOĞDU VE DÜNYAYA BU TOPRAKLARDAN YAYILDI

Resim
​ Uygarlığın Beşiği ANADOLU ve Çalınan Mirası İnsanlık tarihi uzun süre boyunca büyük bir yanılsamanın gölgesinde yazıldı. Akıl, felsefe, bilim ve sanatın MÖ 6. yüzyılda Yunanistan anakarasında, adeta bir mucize eseri aniden filizlendiği anlatıldı. Oysa toprak yalan söylemez. Arkeolojinin ve sarsıcı tarihi delillerin ortaya koyduğu gerçek şudur: Bugün "Yunan medeniyeti" diye dünyaya sunulan tüm entelektüel ve yapısal miras, Ege’yi aşarak batıya göç eden kadim Anadolu halklarının, yani  Luvilerin, Karyalıların ve Hititlerin  öz be öz mirasıdır.  Bu ezberi bozan en güçlü akademik ses, Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük klasik arkeologlardan  Prof. Dr. Fahri Işık ’tır. Işık, yıllarca yürüttüğü Patara kazılarından ve Anadolu genelindeki araştırmalarından elde ettiği bulgularla, Batı dünyasının Pan-Hellenistik tezlerini bilimsel olarak altüst etmiştir. Onun  "Uygarlık Anadolu’dan Doğdu"  eseriyle ortaya koyduğu sarsıcı gerçek çok nettir:  "Hellas'tan geldiği...

IŞIĞIN VE GÖLGENİN KANLI İHTİLALİ; CARAVAGGİO

Resim
​ Işığın ve Gölgenin Kanlı İhtilali: Caravaggio’nun Narsist Dindarlığı ve İsyankarlığı   İnsanlık tarihi, iki büyük kırılmanın üzerinde yükselir: Mekanın sınırlarını çizmek ve ruhun sınırlarını zorlamak. Göçebe hayattan yerleşik düzene geçtiğimiz o ilk günden beri insanoğlu mülkiyetin, aidiyetin ve güvenliğin peşinde koştu. Toprağın etrafına çekilen ilk çit, insanı doğanın bir parçası olmaktan çıkarıp doğanın bir parçası üzerinde hak iddia eden yasal bir özneye dönüştürdü. İşte bu mülkiyet arzusu, mülkü koruyan sınırları; sınırlar ise gücü elinde tutan aristokrasiyi ve kurumsallaşmış yapıları doğurdu. Peki, bu katı sınırların, mülkiyet ve güç kavgalarının tam ortasında, elindeki fırçayla kurulu düzenin yüzüne en sert tokatı atan o adam kimdi? Sanat tarihinin en kusursuz, en tehlikeli ve en samimi devrimcisi:  Michelangelo Merisi da Caravaggio. Sokağın Radikal Dindarlığı: Kutsalı Çamura İndirmek yüzyılın sonlarında Roma, aristokrasinin ve Katolik Kilisesi’nin parıltılı, yapay v...